Zihnin Buradalığı ve Samimiyet



Artık her gün meditasyon yapmalıyız, kendimizi şöyle değiştirmeli şöyle eğitmeliyiz gibi yazılar beni yormaya başladı. Ki çok değil yakın geçmişte ben de böyle düşünür ve yazarken. Ancak bu konuşma dilimizdeki -meli -malı ların bizi bırakın yeni bir rutine geçmeye yüreklendirmesini, hızla uzaklaştırıp mesafeyi açıyor gibi hissediyorum.


O nedenle bu yazıda -meli -malı lardan ziyade biraz Mindfulness ile bir şey yapmak zorunda olmadan, sıradan hayatımızı yaşarken nasıl da zihnin yapısını tanıyabilir ve hayatla daha samimi bir ilişkiye girebiliriz bundan bahsedeceğim. Samimiyet ve yakınlık, kendimizle kurduğumuz daha uyanık bir ilişki, buradalık için çok besleyici. Eğer sizin için bu söylediğim bir şey ifade ettiyse sizi 'Samimiyet' kelimesini biraz daha derinden hissetmeye davet ediyorum.


Hızlı bir hayatın içerisinde daha akışkan olabilmek adına günden güne yüzeysel yaşamaya başlıyoruz. Adımlarımızı hızlı atıyor, sıkıştırılmış menülerle arada derede yemeklerimizi yiyor ve hatta özlediğimiz kişilerle bir kahve molasında hasret giderip yeniden koşturmaya başlıyoruz. Bu hızı farkettiğimde gözümün önüne legolarıyla bir yapı inşa etmeye çalışan bir çocuk getiririm. Eğer henüz böyle bir çocuk incelemediyseniz ilk fırsatta gözlemleyin. Nasıl da dikkatli ve yaptıkları ile ilişki içerisindelerdir. O an onlar için legolarla inşa ettikleri o güzelim küçük yapı bir sanat eseridir çünkü. O an dünyada en önemli şey, o anda yaptıklarıdır.



Bizler de her an böyle olalım demiyorum elbette. Ama şunu eminim hepimiz bir kere yaşamışızdır. Telaştan ve aceleden çözemediğimiz bir düğümü ya da açamadığımız bir kapağı, sinir krizi geçirmemize ramak kala durup derin bir nefes alıp 'Bunu sakince yapabilirim' diyerek yavaş yavaş çözmüş veya açmışızdır.

Aslında yavaşlık ve dikkatlilik en doğru zaman yatırımı değil midir öyleyse?


Yüzeysel ve hızlı yaşamlarımızla birçok şeyi ıskalıyoruz. Öyle ki artık hızlanmamız ve yavaşlamamız gereken farklı dinamiklerimizi ayırt edemiyor hep gaza basarak ilerliyoruz. Burada işte, hayatla kurduğumuz samimi ve içten bağı zaman zaman zayıflatabiliyor, o basitçe her gün yaptığımız krebin aslında bir sanat eseri olduğu fikrinden uzaklaşıyoruz.


Yavaşlamak ve dikkatle -uyanık bir zihinle- yaşamak, bize hayatın aslında şimdi ve burada gerçekleştiğini hatırlatıyor. Şimdi ve burada gerçekleşen hayat ise bize yere basan, samimi bir hayat deneyimini sunuyor. Dünün hikayelerinden, yarının planlarından çekilip şimdinin gerçeğine gelen zihin, hafifliyor. Bu bahsettiğim, şimdi ve burada olabilme kapasitesi varolan bir özelliğimiz. İşte o legoları ile sanat eseri oluşturan çocuk halimizden de hatırlayabileceğimiz üzere, bize ait. O nedenle Mindfulness egzersizlerine zaman zaman -hatırlama yolculuğu- da deriz.


Zihnin buradalığı ile, nefes alıp veririz. Zihnin buradalığı ile karar verir ve konuşuruz. Bodhicitta nın uyandığı, bilgelik ve hoşnutluğun açıldığı yer işte tam burasıdır.



Bu nedenle meditasyon yapmak ile aramızdaki ilişkiyi yeniden tanımlamak gerekir. Bana gelen sorulardan anlıyorum çünkü, öyle bir yere yerleştirmişiz ki meditasyon yapmayı, kendimiz için imkansızlaştırmışız. Öyle ki, dağların tepesine çıkıp, hayatımızı tamamen geride bırakarak ancak gerçek meditasyonu yapabiliriz fikrine kapılmışız.

Saatlerce aç susuz, sadece oturarak kalmayı 'gerçek meditasyon' sanmışız.


İşte söylüyorum, şu an her ne yapıyorsanız yapın, tamamen uyanık ve bilerek yapın. Bu satırları okurken bile, okuduğunuzu bilerek okuyun. İşte meditasyon bu kadardır. Ve bugünlük bu kadarı yeterlidir.

Çayınızı içerken bardağı elinizde tutuşunuzu, ısının elinize geçişini hissedin. O an çay bardağı ve tüm varlığınız bir arada olsun. O an hayattaki en önemli işiniz o çayı içmek olsun. Geri kalan her şeyi bırakın. İşte meditasyon sizin için bugünlük bu kadardır.


Böylelikle zihnin buradalığını geliştirir ve kendi doğanızla gözlerinizi kapar ve 10-15 saniye olsa da meditasyonun kendisi olmaya başlarsınız.

Zihnimizin bir şeyleri ulaşılmaz ve imkansız kılmayı seven tavrını zayıflatarak, bu yaşam içinde ve insan bedemizle genişleyemeyeceğimiz yer yoktur.


Dilerim bu evrende barınan tüm varlıklar olarak, ıstırabımızı tanır ve ondan özgürleşmek için adımlar atarız. Dilerim bu evreni paylaştığımız her bir canlının da zaman zaman ıstırap içinde olduğunu her an hatırlar ve ıstırabını hafifletmek için orada olabiliriz.


Gözde

71 görüntüleme0 yorum